Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Kocamın Mektubu

Kapının çalan zilini duyduğunda irkildim. Kimseyi beklemiyordum. Süslenmiş püslenmiş, şık şıkırdım, dekolte bluz, mini etek, lame iskarpinler, davetli olduğum kokteyl için hazırlanmıştım.

Merakla açtığım kapıda gördüğüm yakışıklı adam, otuz yaşlarında, uzun boylu atletik yapılı, oturaklı biriydi. Kısa kesilmiş saçlarından asker olduğu belli oluyordu. Ne olduğunu anlamamış insanların boş bakışlarıyla kendisine bakıp dururken, adam elindeki paketi uzatıp,

”Merhaba Gül hanım. Bunları eşiniz Cemil gönderdi, uğrayıp bırakmamı istedi.” dedi.

Ah.. Cemil.. Barış gücünde görevli olan astsubay kocam… Asker tipli adamı görünce anlamam gerekirdi.

”Te-teşekkür ederim” diyerek bir elimi uzattım.

”İçinde bir de mektup varmış. Cemil, mektubu benim yanımdayken okumanızı istedi” dedi adam.

Kuşkuyla bakmama rağmen, kocamın yanından gelen, büyük olasılıkla yakın arkadaşı olan bu adamı içeriye almamak en azından nezaketsizlik olacaktı. Ben de içeriye davet ettim. Kapının girişindeki bahçeye bakan ışıklı mutfağıma aldım misafirimi… Adam elini uzatarak,

”Bu arada, adım Sinan…” diyerek kendisini tanıttı.

Bir süre elime aldığım paketleri ne yapacağını bilmeden uğraştıktan sonra masaya bırakmayı akıl edip, adamın havada bekleyen elini hafifçe sıkıp, “Gül…” dedim.

”Evet biliyorum, Cemil sizden o kadar çok bahsetti ki…” diye karşılık verdi. Öyle ya, ilk gördüğünde adımla seslenmişti bana…

Adamın gülümseyerek gözlerini gözlerime diktiğini fark etmiştim. Gözlerinde garip bir bakış vardı. Israrlı, istekli, değişik… Endişelendim, hatta biraz da korktum. Dönüp, kapalı zarfı alıp açtım ve okumaya başladım.

Sevgilim,

Her zamanki gibi seni çok özledim. Seni çok seviyorum, bunu en iyi sen bilirsin.

Umarım sana gönderdiğim hediyeleri beğenirsin. Çok sevdiğin çikolata ve ipek jartiyer çorap var içinde. Çorapları giydikten sonra o halinle bir kaç poz çekip gönderirsen beni çok sevindirirsin.

Bir de, nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama… Eğer sen de kabul edersen, sana bir başka hediye daha gönderdim.

Adı Sinan.

Biliyorsun, senin başka bir adam tarafından becerilmeni çok konuştuk, hayalini kurduk defalarca, tahrik olup seviştik. Ve yine biliyorum ki, ayrı kaldığımız bütün bu aylar boyunca en az benim kadar seks yapmayı özlemişsindir.

Eğer onunla yatmayı, sevişmeyi kabul eder, istersen emin ol benim için bir sorun yok. Çok iyi can ciğer arkadaşımdır. Karısından boşanmış ve en az bizim kadar azgın… Ayrıca banyo yaparken aletini gördüm. Ve inan bana, seni hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünüyorum. Tam senin istediğin gibi, kocaman bir siki var arkadaşımın. Onunla, senin seks yaparken nelerden hoşlandığın konusunda çok detaylı konuştum, anlattım. Zaten onu görünce aklıma geldi bu hediyeyi sana sunmak… Üçümüzden en azından ikimiz mutlu olacak bu hediyeyle…

İşte böyle aşkım… İstemediğin bir şeyi yapmak için baskı hissetme, sen nasıl istersen öyle davran lütfen. Evet, onun seni sikmesi ve bana olanları, onu ve sikini anlatman çok hoşuma gidecek. Belki bir iki resim de olsa iyi olur

Elbette eğer ‘hayır’ dersen Sinan anlayışla karşılayacaktır, tabi ben de… Her neyse, karar senin, benim güzel, seksi karıcım.

Seni çok seven kocan…”

Ne diyeceğimi bilemiyordum. Titreyen elimde sıkıca tuttuğum mektubu tekrar, bir daha, bir daha okudum. Hayatımda hiç bu kadar utanmamıştım. Karşımda benim mektubu okumamı bekleyen ve çılgın kocamın benimle sevişmesi için gönderdiği, hiç tanımadığım yabancı bir adam duruyordu.

Aç gözlerle beni baştan aşağıya süzen adamın karşısında yer yarılsa da içine girecek hale gelmiştim mektubu okurken… Üstelik adam da mektupta neler yazdığını çok iyi biliyor olmalıydı ki, sonunda mektubu okumayı bitirip ona baktığımda,

”Hayır dersen benim için sorun yok Gül… Hemen şu anda çekip gidebilirim. Ben sadece kocan böyle istediği için geldim buraya…” diye sessizliği bozdu.

”Evet, şey… Yani hayır anlamında evet, yani teşekkür ederim…” şaşkın ve kafam iyice karışmış şekilde, şaşkınca yanıtladım onu… Sinan gülümseyerek,

”Cemil seni zor duruma soktu değil mi?” diye sordu. Başımı sallayarak onayladım. “Neyse… Sen beni kovmadan önce… Cemil’in söylediğine göre dolapta beni bekleyen soğuk bira olması lazımmış. Uzun yoldan geldim. Anlaşılan hayır diyeceksin, hiç olmazsa onunla idare edeyim… Kocanın ve benim hayallerimizin üstüne soğuk bira iyi gider” dedi.

Köşedeki buzdolabına doğru baktım. Evet, Cemil’in gitmeden önce aldığı biralar hala dolapta duruyordu. Dolabı açtım, içinden bir kutu bira alıp adama uzattım. Sinan hiç bir şey söylemeden masaya oturdu ve kapağını açıp birayı kafasına dikti. Adam bir kutu birayı bir dikişte bitirirken, onu izliyordum. Sinan boş şişeyi masaya koyup

”İşte bu iyiydi…” dedi. “Ne zamandır bunu yapmayı beklediğimi bilemezsin.” dedi. Anlayışla adama gülümsedim.

”Aslında uzun süredir yapmayı düşündüğüm tek bir şey değildi, iki, üç, hatta dört şey vardı…” dedi boş bira kutusunu bana uzatırken… Uzanıp elindeki kutuyu aldım.

“Üç bira daha mı istiyorsun?” diye sordum ben de gülerek… Sinan da gülümseyince beyaz, muntazam dişleri ışıldadı. Yakışıklı olduğu kadar sempatik, güleç bir adamdı.

”Hayır istediğim ilk şey soğuk bir kutu biraydı, ikincisi ise bol köpüklü sıcak bir banyo ve üçüncü olarak da yumuşak bir yatakta uyumak…” diye cevap verdi.

Dikkatimi adamın sadece iki şey söylemesi çekmişti. Ancak sonuncu arzusunun ne olduğunu sormama gerek yoktu. Aylardır çöllerde medeniyetten, kadınlardan uzak kalmış bu adamın arzusunun ne olduğunu tahmin edebiliyordum. Seks… Kıtlıktan çıkmışcasına seks yapmak…

”Cemil, senin için sakıncası olmazsa banyo yapabileceğimi de söylemişti” dedi, yine beni zor durumda bırakarak.

Benim aklım ise hala kocamın bu adamı benimle seks yapması için göndermiş olmasındaydı. Çok şaşırmıştım, hala şoktaydım, şaka gibi geliyordu. Elbette istiyordum. Evet, seks istiyordum. Çok ihtiyacım vardı. Aylardır kocamdan ayrıydım.

Üç ay olmuştu, üç aydan beri parmaklarım ve can dostum vibratörüm vardı sadece. Aslında gerçek bir penis istiyordum. Hem de çaresizce, deli gibi, korkunç şekilde istiyordum. Ama istediğim, hayal ettiğim şey kocamla yapmaktı bunu… Bu şekilde, böyle değildi.

Sinan hala sorduğu sorunun yanıtını bekliyordu.

”Şey… Eee… Tabi, kocam olur dediyse…” diye kaçamak yanıt verdim adama… Sinan,

”Emin misin?” diye üstüne basarak bir daha sordu.

Emin değildim aslında ve kafam çok karışıktı ama yine de başımla onayladım onu… Bu adamların çöl sıcağında çok zor ortamlarda görev yaptıklarını kocamdan biliyordum. Onlar için çok üzülüyordum. Alt tarafı bir banyo yapıp gidecekti. Neden geri çevireyim ki…

Adama içeri geçip banyo yapabileceğini söyledim. Sinan arabadan çantasını alıp gelmek istediğini söyledi. Kendimi yeniden zor durumda kalmış, sıkıştırılmış hissettim. Adam geceyi benimle sevişerek geçireceğini düşünmuş, hazırlıklı gelmişti sanki… Aslında onu daha kesin şekilde reddetmeliydim.

Bir kaç dakika sonra, Sinan elinde çantasıyla, ona gösterdiğim yatak odamın yolunu tutmuş çantasını sanki evin erkeğiymiş gibi rahat tavırlarla elbise dolabının önüne koymuş, banyoya girmişti. Çünkü sadece yatak odamızdaki ebeveyn banyoda küvet vardı ve o da köpüklü sıcak bir banyo yapmak istiyordu.

Adam ne kadar rahat davranıyorsa, ben de şimdiye kadar sadece kocamla paylaştığım yatak odamı, yatağımı bir yabancının görmesinden o kadar tedirgindim. Sanki eteğimi kaldırmış, mahrem yerlerimi sergiliyordum adama… Garip bir şekilde utanıyordum. Banyonun kapısını açıp,

”Burada banyo yapabilirsin, ben sana havlu getireyim…” dedim, öteki odaya geçtim.

Biraz sonra elimde havlularla yeniden döndüğümde Sinan’ı küvetin önünde tam baksır şortunu çıkarırken buldum. Geldiğimi görmesine rağmen, beni umarsamadan çamaşırını çıkarıp giysilerinin üzerine attı.

Ağzım açık, bakakaldım. Banyomda çırılçıplak bir adam dikiliyordu, karşı karşıya durmuş bakışıyorduk. Onun çıplaklığından ben utanmıştım. Beni utandıran bir diğer şey de uzun süre gözlerimi adamın orasından, yarı sert yarağından alamamış olmamdı.

Evet, tam da kocamın yazdığı gibi, oldukça büyüktü adamın siki… Henüz tamamen kalkmadığı halde kalın bir yılan gibi duruyordu bacaklarının arasında… Ya vücudu… Çöl güneşinde bronzlaşmış bir heykel gibi duran, kaslı vücudu… Yutkundum…

Sinan, çıplaklığını hiç umursamadan, sanki çok doğal bir şeymiş gibi, gayet rahat bir şekilde, benim tedirgin, titreyen ellerimden havluyu alırken,

”Ya, kusura bakma Gül, seni utandırdım galiba…” dedi. “Bizim işimiz gereği, hep erkek erkeğe olduğumuzdan çıplaklık doğal geliyor bize… Onun verdiği alışkanlıktan kaynaklandı, özür dilerim.” diye açıklamasını sürdürdü. Bir şey söyleyemedim. Adam doğru banyoya yöneldi. Ben tam çıkarken,

”Şimdi burada bir bira daha götürürüm işte…” diye yüzsüzce seslendi arkamdan… Baktığımda o çırılçıplak haliyle, yüzünde kocaman, sempatik bir gülümsemeyle bana bakıyordu.

Şaşkın bir halde dediğini yaptım. Mutfağa gidip buzdolabının önünde durdum bir an… Anlamsızca bakınıyordum. Aklımdan binbir türlü düşünce geçiyordu.

Yatak odamda, banyomda çırılçıplak bir yabancı erkek vardı. Evde ikimiz yalnızdık. İkimiz de seks yapmayalı aylar olmuştu. Deli gibi sevişmeyi isteyen bir kadın ve bir erkek… Ateşle barut… Ve bu sahneyi isteyerek planlayan, yaratan kişi de benim sevgili kocamdan başkası değildi.

Titreyen ellerimi mini eteğimin altına soktum. Külodumun üzerinden alev alev yanan amımı avuçlayıp sakinleştirmeye çalıştım. Sonra da soğuk bira kutusunu aldım dolaptan… Önce kızgın amıma, sonra da yanan şakaklarıma bastırdım. Biraz sakinleşince gidip banyoya girdim. Sinan küvete, üzeri köpüklerle kaplı sıcak suyun içine uzanmıştı. Uzandığı yerden,

”Bunun ne kadar güzel bir duygu olduğunu asla bilemezsin” dedi.

”Evet, biliyorum. Kocam da en çok özlediği şeyin bu olduğunu söylüyor” diye yanıt verdim birayı ona uzatırken.

“Senin gibi güzel ve seksi bir karım olsa banyoyu en son düşünürdüm” dedi.

Bira kutusunu verirken ellerimiz bir an birbirine dokundu. Çok kısa, ölçülemeyecek kadar kısa bir andı ama dokunmaktı işte… Et, ete değmişti. İçim ürperdi. Bu temasın ondaki etkilerini görmek için, gözlerimi aşağıya köpüklü suya kaydırdım. Sinan’ın siki sertleşmiş, şişmiş kafası köpüklerin arasından suyun üstüne çıkmaya çabalıyor gibiydi..

”Bira için teşekkür ederim Gül…” dedi boğuk sesiyle…

Adamın gözünü kırpmadan baktığı yüzümde neleri, hangi duyguları gördüğünü, okuduğunu biliyordum. Bu duygular sonsuz istekti, arzuydu, şehvetti ve utançtı… Arkamı döndüm, titreyen bacaklarımla dışarı çıktım. Eğer biraz daha kalırsam direncimin kırılacağını ve kocamın garip isteğine evet diyeceğimi biliyordum.

Ben dışarı çıkıp kapıyı kapatırken Sinan’ın beni baştan aşağı süzdüğünü gördüm. Yüzünde garip bir gülümseme ile arkamdan bana, kalçalarıma, uzun bacaklarıma bakıyordu. Ah o küvetin, köpüklerle kaplı suyun içinde o koca sikini elime, amıma almak için neler vermezdim ki…

On beş dakika kadar salonda ne yapacağımı şaşırmış, kafam karışık, şaşkın bir şekilde oturdum. Ne yapmalıydım…?

Onu istiyor muydum? Evet… Hem de nasıl… Kocam izin verdi mi? O da evet… Gözümün önünden Sinan’ın antik yunan heykeli kıvamındaki erkek vücudunun, bacaklarının arasındaki canavarın görüntüsü gitmiyordu bir türlü…

Kafam bu düşüncelerle dopdolu, karmakarışık bir halde otururken Sinan ismimi seslendi. Kalkıp yatak odasına girdiğimde onu banyodan çıkmış, yatağın yanında kurulanır vaziyette buldum. Beyaz havluyla ıslaklığını aldığı heykelimsi bedeninin su damlaları süzülen görüntüleri bir görünüp bir kayboluyordu. Yutkundum. Beni görünce,

”Acaba biraz yatağa uzansam, dinlensem… Senin için sorun olur mu?” diye sordu. Ardından da “Kocan sorun olmaz demişti ama, yine de senden izin alayım dedim…” diye açıkladı.

Ona ’hayır’ demem gerektiğini biliyordum. Ona gitmesini söylemem gerektiğini biliyordum ama bir türlü yapamıyordum. Kahretsin. Bu adamı istiyordum ben… Evet, O’nu istiyordum.

”Kocam olur dediyse… Benim için de sorun yok Sinan… Uzanabilirsin, evet…” dedim sonunda…

Birden adam havluyu elinden fırlatıp attı. Elini uzatıp ellerimi tuttu, nazik ama sıkıca… Ellerini bırakmadan gözlerimin içine baktı ve

”Evet biliyorum Gül. Bu durum… Kocanın isteği… Sana utanç verici ve belki aşağılayıcı da geliyor olabilir. Ama sen de okudun mektubu… Biliyorsun. Kocan… Kocan benden seni sikmemi istedi” dedi sakince.

Ne kadar absürd bir vaziyetti böyle… İçimden gülmek geldi, gülemedim. Titriyordum. Yatak odamda, kocamın beni sikmesi için gönderdiği yabancı bir erkek, çırılçıplak, ellerimi tutmuş, beni sikmek istediğini söylüyordu. Hem de çok doğalmış gibi, hiç yumuşatmadan, adlı adınca söyleyerek… Hem de beni sikmesini kocamın istediğini belirterek…

Yüzüm kıpkırmızı olmuştur eminim… Yutkundum. Başımı sallayarak onayladım onu. Konuşmadan önce boğazımı temizlemek zorunda kaldım heyecandan… Sonunda,

”Evet biliyorum.” dedim fısıltıyla hafifçe, bakışlarımı onun kaslı gövdesinden, çıplaklığından, tavanı gösteren sert sikinden kaçırmaya çalışarak… Öksürerek boğazımı temizledim yine. “Ben… Madem kocam böyle istemiş… Ben de…” Sustum.

”Sen de istiyorsun canım, biliyorum. Görüyorum. En az bizim kadar sen de seks yapmaya hasretsin. Ama seni sikmeden önce külodunu sıyırıp, kalçalarını biraz pataklamak istiyorum,” dedi “Kocanın istediği şeye hemen evet demedin, kabul etmedin. Cezalısın. Ve sen bundan çok hoşlanıyorsun, öyle değil mi, Gül?” diye sordu.

Bu sözler üzerine geri çekilip ellerimi onun ellerinden kurtarmayı denedim çaresizce… Pataklamak? Ne istiyordu bu adam benden? Nasıl olacaktı, sınırı neydi bu adamın?

”İnkar etme bebeğim,” dedi, “Seninle ilgili her şeyi ama her şeyi biliyorum. Cemil’le senin hakkında saatlerce sohbet ettik, en ince ayrıntısına kadar seni bana anlattı. Senin ne istediğini, neyi, nasıl istediğini kesinlikle biliyorum. Ve sen de benim sana ne kadar ihtiyacım olduğunu biliyorsun. Öyle değil mi?”

Sustum, hiç bir şey diyemedim. Kocama kızıyordum sadece… Bizim, benim yatak sırlarımı olduğu gibi anlatmıştı bu adama kocam… Nelerden hoşlandığımı, beni yatakta nelerin mutlu ettiğini, her şeyi…

Tam bu anda Sinan çabucak ellerimi bırakıp kendi ellerini hızla eteğimin yan taraflarına kaydırdı. O kadar hızlı hareket ediyordu ki daha bir şey dememe fırsat kalmadan eteğimin düğmeleri çözülmüştü bile. Eteğimi bacaklarımdan aşağıya doğru sıyırırken,

”Direnmenin faydası yok Gül…” diye açıklama yaptı. Daha eteğim yere düşmeden Sinan ellerini beyaz külodumun lastiğine geçirmişti bile. “Hah, işte böyle, uslu bir kız ol…” derken külodumu da kalçalarımdan aşağıya doğru sıyırdı.

Saniyeler içinden kendimi adamın karşısından belden aşağım çıplak şekilde buluverdim.

”Evet… Gül” dedi, Parmaklarıyla amımın üstüne dokunmaya başlarken, ”Kocan bana senin çok yaramaz bir kız olduğunu söyledi. Yaramaz olduğun kadar, kötü de bir kızmışsın…” diye ekledi.

Adamın parmaklarının çıplak amıma ilk temasıyla elektrik şoku yemiş gibi titredim. Hiç bir şey söyleyemeden gözlerimi kapattım, dudaklarımı ısırdım. Sinan okşamalarını sürdürürken, hiçbir şey söylemeden, heyecandan nefes nefese, bacaklarım titreyerek orada ayakta dikiliyordum. Birden

”Beni hayal kırıklığına uğrattın Gül” dedi adam. Gözlerimi açıp adama baktım şaşkınlıkla, titreyen sesimle,

”Hayal kırıklığı mı? Niye ki?” diye sordu.

”Cemil bana senin amının tıraşlı olduğunu söylemişti. Hep, ne kadar pürüzsüz ve düz bir tenin olduğunu ve kılsız ne kadar güzel göründüğünü anlattı bana.. . Ben de kılsız amı çok severim. Seninkini de o şekilde görmeyi umuyordum. Öyle olmasını istiyordum” diye açıkladı, parmaklarını sürte sürte okşadığı uzamış kasık kıllarımın arasından kadınlığımın yarığına doğru kaydırırken…

”Ö…özür dilerim” diye kendimi af dilerken buldum o şaşkınlıkla… “Kocam yeniden eve gelene kadar uğraşmayı bıraktım. Nasıl olsa kimse görmeyecekti.” diye açıkladım.

Bir yabancıyla vücudumun çok özel bir yerinin durumunu tartışıyor olmak beni çok kötü yapmış ve bu durum benim yine utanıp kızarmama neden olmuştu.

”Ama şimdi kocan yok. Ben varım. Onun yerine ben geldim. Seni ben sikicem. Şimdi… O uzamış tüylerini tıraş etmeni istiyorum. Derhal…” diye buyurgan bir ses tonuyla emir verdi.

Adamın gözlerine baktım. Gözleri ateş gibi çakıyor ve yüzünde ciddi bir ifade vardı. Kahretsin diye geçirdim içimden… Ne gerek vardı bunlara… Kıllı ya da kılsız… İstekle yanan, sulanmış amcığım önünde işte… Aylardır yarak diye kıvranıyor. Ne istiyorsan yap, aptal… Fakat yine de bir köle gibi onun emirlerine uymaktan kendimi alamıyordum.

”Özür dilerim, elbette…” diyebildim.

Bir dakika sonra, amımın kılları sabunlanmış, bir ayağım küvetin kenarında tıraş makinesine hazır bir vaziyette banyodaydım. Tıraş makinesinin bıçağını köpüklü amımın kılları üzerinde hareket ettirmeye başladığımda, Sinan’ın banyo kapısında, çırılçıplak dikilip beni izlediğini fark ettim.

Gözlerim adamın elindeki kalın kahverengi kemere kaydı sonra… İkiye katlanmış ve sıkıca kavranmış bu kemer kullanıma hazır bekliyordu. Tehdit edici görünüyordu aynen bacaklarının arasındaki bereket tanrısı kılıklı siki gibi…

Kalın ve uzun siki, kabarmış damarlarıyla şimdi tamamen sertleşmişti. Çok kızgın görünüyordu. Bunun benim için olduğunun, beni beklediğinin, içime girmek için, kadınlığımı doldurmak için beklediğinin farkına varınca dizlerim titredi bacaklarım sallandı.

”Uzatma kıllı amcıklı fahişe…” diye uyardı Sinan elindeki kemeri şaklatarak… “Çabuk ol…”

Acele etmemi istiyordu şimdi.. Sesindeki sabırsızlık, gözü dönmüşlük hissediliyordu. Amımın tüm kıllarını temizlemeye devam ederken yutkundum. Hiç bir erkek benden daha önce böyle bir şey istememişti. Hiç bir erkek bana böyle banal ifadelerle hitap etmemişti. Korkuyordum.

Beni neyin beklediğinden pek emin değildim. Sadece sikecek miydi? Yoksa önce dövecek, sonra mı sikecekti? Bacaklarım yeniden titredi. Sadece korku değil, beni bekleyen zevklerin verdiği heyecan da bacaklarımı titretiyordu.

Sinan, beş dakikadan daha fazla orada durup beni seyretti. Benim amımın kıllarının her bir telini tıraş etmemi izledi. Sonunda işimi bitirip duş musluğu ile kendimi temizlerken, yanıma gelip yaptığım traşı kontrol etti.

Parmaklarını önce tıraş ettiğim yerde, sonra da iyice şişmiş amımın dudakları arasında dolaştırdı. Klitorisime dokununca dudaklarımı ısırıp inledim. Yaptığı kontrolden sonra bir müfettiş edasıyla

”Mmm… Güzel olmuş. İş görür” dedi ve ekledi, “Şimdi üst tarafını da soyun fahişe… Ve yatak odasına gel.”

Kocam en son beni becermek için yatağa gelmemi emrettiğinden beri çok zaman geçmişti. Kocamın verdiği bu buyruğun arkasından, kıçımın tokatlanarak sikilmem ve beni zevkten zevke uçurması gelirdi her zaman… Ve bu yüzden beni çok heyecanlandırırdı.

Şimdiyse daha da çok heyecanlandırmıştı. Deli gibi tahrik olmuştum. Bu kez emreden adam kocam değildi. Sadece yarım saat önce tanıştığım, varlığından ilk kez haberdar olduğum bir adamdı.

Odaya girdiğimde adam yatağın yanında beni bekliyordu. Yatağın kocamın yattığı tarafında ve elinde ikiye katladığı kemeri ve iyice sertleşmiş sikiyle ayaktaydı. Yürüyüp adamın önünde durdum ve onun emirlerini dinlemek için başımı öne eğdim.

Adam benden çok daha uzundu ve onun bu iri yarı bedeninin karşısında kendimi daha da küçük hissediyordum. Yine şaklattı elindeki kemeri, yine irkildim.

”Seni kamçılayacağımı biliyorsun değil mi Gül?” dedi.

Yumuşak, uysal bir ses tonuyla

“Evet efendim… Biliyorum.” dedim. Hala başım öne eğik adama bakmıyordum.

”Söz dinlemeyen kötü bir kız olduğun için kemerle altı defa vuracağım” dedi ve “Sonra da işim bitince sırtüstü yatıp, o güzel bacaklarını bir orospu gibi açacaksın ki, seni rahat rahat sikebileyim. Tamam mı?” diye devam etti.

Hala başımı yerden kaldırmadan, onun her arzusuna, her emrine teslim olmuş bir ses tonuyla,

“Evet efendim” derken bacaklarımdaki titremeyi yine hissettim. Bakışlarım aşağıda, kalkmış sikindeydi. Yüzüne bakamıyordum.

”Yatağa doğru eğil” diye emreden sesini duydum adamın.

Yatağa doğru giderken yer darlığından adama sürtünmek zorunda kaldım. Adamın demir gibi sert siki tenime, vücudumun yanına, çıplak etime değdi. Aslında hasret kaldığım o erkeklik organını bir an önce elime almak, okşamak, dizlerimin üzerine çöküp ağzıma almak, yalamak istiyordum. Bu koca sike tapmak istiyordum. Hem de çok istiyordum.

Ama onun yerine, aldığım kesin emirle karnımın üzerine yatağa eğildim. Ayaklarım yere değecek şekilde, bacaklarım yataktan aşağıya doğru sarkıyordu.

Bu pozisyonu daha önce kocam için de almıştım. Popoma vurması için yatağa bu şekilde uzanmıştım. Ama o uzanma sadece popoya hafifçe bir kaç şaplak içindi. O zaman bu eylemin her saniyesinden çok hoşlanmıştım, acıdan ve aşağılanmadan çok haz duymuştum.

Ama şimdi farklı olacaktı. Bunu biliyordum. Ellerle vurulan bir kaç hafif şaplak gibi olmayacaktı. Kemerle vurulan çok sert darbeler olacaktı. Bir orospu gibi sikmeden önce, başlangıç olarak, sert ve acı dolu, ağrı veren aşağılayıcı darbeler olacaktı.

Sinan yatağın kenarına bir dizinin üzerine oturup, sol elini belimin ortasına koyarak doğrulmamı engelleyecek şekilde bastırdı. Yüzükoyun yattığım yerden tuvalet masasının aynasından kendimizi görebiliyordum. O devasa çıplak, bronz antik heykel vücudu, benim bembeyaz yuvarlak hatlı bedenimin üzerinde yükseliyordu.

Öyle güzel, öyle tahrik edici bir görüntüydü ki… Kasıklarımın yandığını, amımın sulandığını hissettim. Tam o anda, adamın kemer tutan elinin havaya kalkıp, hızla kalçalarıma doğru indiğini gördüm.

İlk darbede duyduğum acıyla bir çığlık attım. Canım yanmıştı. Sonraki darbelerde de haykırdım, ağladım ve yalvardım. Ama adam durmadı. Geri çekilmedi. Haykırışlarıma, yalvarmalarıma aldırmadan tam altı sert darbe vurdu deri kemeriyle popoma…

Kalçalarım kızarmış, acıyla yanıyordu. İç çekerek ağlıyordum. Aynada gözlerimden rimellerime karışarak akan göz yaşlarımı, yanaklarımdan yol yol akan siyah makyajımı görebiliyordum.

Ama yine de uysalca katlandığım dayaktan sonra adam elindeki kemeri yatağın başucuna fırlatıp attı. İşkence bitmişti. Kıç yanaklarımın acıdan yanmasına aldırmadan, önceden emredilen talimatı uyguladım.

Doğruldum, yatağın üzerine çıktım. Sırt üstü dönüp boylu boyunca yatağa uzandım. Bacaklarımı onun için iyice ayırdım. Adam bacaklarımın arasına girip pozisyon alınca yaşlı, rimelleri akmış gözlerimle yüzüne bakıp ,

”Piç herif… Orospu çocuğu!” diye bağırdım.

Adam bir şey demeden gülümsedi, gülümserken de uzanıp kemeri eline aldı. Korkuyla baktım. Yine mi dayak? Hayır, ellerimi birleştirip kemerin tokasıyla halka yaptı, aradan geçirip sıktı. Kemerin ucunu da kollarımı gerecek şekilde yatağın başlığına bağladı.

Bacaklarım ikiye ayrık, ellerim kemerle yatağa bağlı yatıyordum. Sikinin koca başını amımın dudakları arasına yerleştirdi. Sonra yeniden gülümseyip tüm gücüyle kadınlığıma bastırdı. Bir çığlık attım. Kollarımı otomatikman adamın boynuna dolamak için nafile kıvranırken, bacaklarımı da adamın beline sardım.

“Offf… Daracık amcığın varmış küçüğüm…” diye inledi. “Kocan anlatır dururdu hep… Doğru söylüyormuş orospu… Amcığın sikimi sarıyor. Öyle zevk veriyor ki…”

Daha önce içimde bu kadar uzun ve kalın bir şey hissetmemiştim hiç… Fakat yine de canım hiç yanmıyor, hiç acı duymuyordum. Duymuyordum, çünkü daha kemerin darbelerini kalçalarıma yerken amım zevk sularıyla sırılsıklam ıslanmıştı.

İnanamıyordum. Kocam ve arkadaşı ne denli sapıksa, ben de acı çekmekten zevk alan, acı duydukça amından sular akan sapık bir mazoistten başka bir şey değildim.

Sikinin darbeleri hızlı, sert ve azgındı. Adam benim tatmin olup olmamamla ilgilenmiyordu. Benim boşalmamla, orgazmımla zerre kadar ilgili değildi. Benim rahatlayıp rahatlayamayacağım azıcık bile umurunda değildi. Sinan, örselenmiş kalçalarımı elleriyle yakalayıp, kendine sıkıca çekti ve hızla pompalamaya devam etti.

Yine de, onun tüm bu kabalığına, hoyratlığına, acımasızlığına rağmen, ileri geri hareket ederken bile sikinin amımdan dışarı çıkmasını istemiyordum. Kalın erkekliği içimdeyken verdiği tatmin edici hazzı sonuna kadar hissetmek istiyordum. Bacaklarımı adeta bir hayvanın sırtındaymış gibi adamın beline sarmıştım.

Bu hayvan ki adeta beni elim kolum bağlı, parçalayıp yiyor ve bana orospu diye sesleniyordu. Bu hayvan ki beni sadece kendi zevkleri için kullanıyordu. Ama ah… İçimde, amımı yara yara gidip gelen kalın sikinin verdiği zevk yetmezmiş gibi, beni düşürdüğü bu aşağılık durumdan bile dehşetli bir zevk alıyordum. Bir süre sonra,

”Ben seni sikerken sen de götünü kaldır orospu!” dediğinde, artık adam için, boşalması için hazırdım. Adam uzun uzun, adeta anırarak kadınlığımın derinliklerine taşkın bir dere gibi fışkırırken ben de dayanamadım. Onunla beraber haykırarak, gergin bağlanmış kollarımın kasılmasına, bileklerimi sıkıştıran kemerin acısına rağmen hayatımın orgazmını yaşadım, rahatladım.

Bir süre öylece soluk soluğa, hafif kasılmalarla yatıp kaldım. Sonra kendimi toparladım, nefes alıp vermelerim normale döndü. Bacaklarımın arasından çıkıp kollarımı çözdü, serbest bıraktı. Kendini yatağa sırt üstü atan adamın göğsüne başımı dayayıp yatmış vaziyette, dinleniyordum. Her ikimiz de birbirimizin beline kolumuzu sımsıkı sarmıştık. Hiç bu kadar tatmin olduğumu hatırlamıyordum.

Ama hala kemerle vurduğu kalçalarımın acıyla yandığını hissediyordum. Kadınlığım iyice ayrılıp açılmış, içinden zevk sularımla karışmış adamın spermleri sızıyordu. Aylar süren perhizden sonra ilk kez, yeniden kendimi bir kadın gibi hissetmiştim. En sonunda…

”Sana çok kaba davranmadım, değil mi Gül?” diye yavaşça sordu.

Ona bakıp gülümsedim ve

”Bu kabalık mıydı?” diye sorusuna soruyla yanıt verip onu dudaklarından öptüm. “Her saniyesinden zevk aldım. Unutulmaz hazlar yaşattın bana…” Sinan da gülümsedi. Çırılçıplak uzanıyorduk yatakta… Adamın güçlü omuzlarına sarılıp, geniş göğsüne yeniden yerleşirken,

”Bu yaptığın, tam da ihtiyacım olan bir şeydi, teşekkür ederim” dedim.

”Ben de çok uzun zamandır bunu yapmayı bekliyordum,” dedi erkeğim, parmak uçlarıyla sırtımı okşarken..,

“Senin sevgili kocan banyoda benim kocamanı görünce aklına sen gelmişsin hemen… Sevişirken fantazi yaparmışsınız hep… Üçüncü biri olurmuş hep yatağınızda… Benim de aklıma girdi, seninle sevişmeye razı etti. Kocanla hep bunun hayalini kurduk, senaryolar yazdık. “

”Sizi sapıklar sizi… Eee? İstediğiniz şey oldu işte… Şimdi ne olacak? Herhalde hemen çekip gitmeyeceksin?”

”Bu geceyi ve bir de iznimin son gününü burada geçirmeyi planlıyordum” diye yanıtladı.

Hayal kırıklığına uğramıştım. Öyle uzun zaman beklemiştim ki bu anı… Hemen ellerimden kayıp gitmesi üzmüştü beni… Karısı mı vardı, sevgilisi mi, başka bir kadın mı? Korka korka,

”Gidecek başka yerin de mi var?” diye sordum Sinan’a. “Başka bir kadın?” Güldü,

”Başka kadın yok, hayır… Bir kaç gün de ailemle geçirmeyi planlamıştım. Zaten kocanla iki gece, yani bir ilk bir de son gece için konuşmuştuk” diye açıkladı.

Ellerimi adamın bacak arasına doğru kaydırdım. Aleti, içimden çıkardığı o koca canavar, amımdan akan zevk suyumla ıslak ve yapışkandı. Elimle dokunduğum bu yumuşak etin birden hareketlenmeye başladığını hissettim.

”Ve aradaki diğer günleri ailenle geçireceksin öyle mi?” diye sordum sikiyle oynarken…

”Belki bir kaç arkadaşı da görmek isterim” diye yanıtladı ama hemen ekledi, “Aslında ne yapacağımı tam olarak düşünmedim”

Bu arada ben adamın aletini okşamaya, alet de sertleşmeye devam ediyordu. Göğsünde uzanıp dudaklarını öperken,

”Bence, en yakın arkadaşın Cemil’e yardım etmeyi düşünsen… Arkadaşının karısına, bana göz kulak olmayı düşün… Sorunlarım var benim… Uzun zaman erkeksiz kalmak hasta ediyor beni…” dedim.

Üzerine uzanıp dudaklarını dilimin ucuyla yalıyor, öpüyordum. İri memelerim onun geniş göğsünde eziliyor, parmak gibi kabarmış meme uçlarım, onun memelerini okşuyordu. Sırnaşık öpücüklerime hırsla, şehvetle karşılık verdi. Saçımdan tutup benim dudaklarıma yumuldu. Elimin altındaki siki şimdi daha da sertleşmişti.

”Ben de isterdim ama kocanla sadece iki gece için anlaştık” dedi.

Sinan şimdi tamamen sertleşmiş, yeniden sikişe hazır hale gelmişti. Doğrulup adamın üzerine çıktım bir anda… Kendimi ellerimle sertleştirdiğim, ıslak, dudakları şişmiş amıma hazırladığım koca sikin üzerine bastırdım.

Amım biraz daha genişlemiş, kolaylıkla içine almıştı erkeğimin sikini… Koca yarağı, onun dölleriyle, kendi zevk sularımla kayganlaşan vajinamı bir kez daha, tamamen doldurmuştu. Eğildim, adamın kulağına fısıltıyla,

”Eğer senin için doğrusu buysa, öyle yap…” diyerek dudaklarını öptüm.

”Ben de daha fazlasını isterdim ama…” diye yanıtladı adam.

Sinan’ın kalın erkekliğini tamamen içime almış vaziyette, üzerinde yukarı aşağı yavaş yavaş hareket etmeye başladım. Gözlerinin içine bakıyordum şehvetle…

”Düşünsene Sinan… Benimle kalsan… Bütün bu izinli olduğun iki hafta boyunca beni sikebileceksin. Yataktan çıkmadan hem de… Benimle ne zevkler yaşayacağını düşün… Bunların yerine, sadece iki gecelik sikişe mi razı olacaksın?” diye fısıldadım.

“Senin iki haftalık özel orospun olmak istiyorum. Dilediğin gibi sikebileceğin özel fahişen… Sense sadece iki gecelik zevke razısın.” diye ekledim.

Sonra kalçalarımı çalkalamayı bırakmadan eğilip bir daha öptüm. İnleyerek belime sarıldı, kendine çekti, koca sikini vajinamın içine daha da bastırdı. Yaptığım karşı konulmaz seks davetime itiraz etmesine izin vermeyeceğimi biliyordu.

Vajinal kaslarımı sıkıp sıkıp bıraktım, içimde sikini sağdım. Bir daire hareketiyle çevirdim kalçalarımı, siki vajinamın tüm duvarlarında dolaştı. İkimiz de inledik soluk soluğa, zevkle… Baskıyı arttırdım iyice…

”Oysa bana öğreteceğin o kadar çok şey vardır ki…” diye yavaşça fısıldarken ritmi de artırmıştım.

“Senin sikin Cemil’inkinden daha büyük erkeğim… Sikişte sen kocamdan daha iyisin… Bahse girerim bana ondan kat kat daha fazlasını da yaşatırsın” diye ikna çalışmasını sürdürdüm soluk soluğa…

Adam altımda yeniden inleyip, kalçalarımın ritmine uyarak benim hareketlerime karşılık vermeye, alttan o da pompalamaya başladı.

”Ohhhh… İşte bu Sinan… Bu… Sik beni… Doldur amımı… Döllerinle oldur deliğimi… Erkeğimm… Sik…” diye bağırdım zevkle…

Üzerinde yukarı aşağı zıplarken Sinan “Evet, evet…” diye bağırıyordu.

Ne kadar sürdü bilmiyorum. Sonunda ikimiz de aynı anda, karşılıklı boşaldık. Saç baş dağılmış, kan ter içinde üzerine yığılırken, adamı minnetle, çılgınca öptüm, öptüm, öptüm… Karşılıklı, uzun uzun öpüştük siki içimdeyken…

Gitmedi. Benim yanımda kaldı. Ona söz verdiğim gibi, sekse doyurduk birbirimizi… İki haftalık izin boyunca kocamın izniyle kocam oldu Sinan…

O ilk sevişmeyi takip eden gecelerden birinde, kocam telefon etti. Sinan’la uzun bir seks seansından sonra yatağa uzanmış, çırılçıplak dinleniyorduk. Çok yorucu geçmişti sikişmemiz, bitmiştik ikimiz de… Telsiz telefonu zorlukla alıp yanıt verdim. Cemil telefonu açar açmaz,

”Hediyelerini aldın mı?” diye sordu endişeli bir şekilde.

”Hımmm… ikisini de aldım. Teşekkür ederim sevgilim” dedim ve ekledim, “Aslında şu anda onları giydim” dedim, gönderdiği çorapları kastederek… Sinan, iki haftalık kocam öyle istiyordu. Bayılıyordu üzerimde jartiyer çoraplarım varken sikmeye…

”Ooohhh!” diye yanıtladı kocam… Sonra “Ya diğer hediyem? Sinan?” diye sordu yine endişeyle.

”Ah aşkım…” diye yanıtladım kocamı, “Sen çılgın kocanın tekisin biliyor musun? O da burda… Biliyor musun, şimdiye kadar aldığım en güzel hediyeydi Sinan… Çok güzel sikti beni… İliklerime kadar doyurdu sikine…” diye sürdürdüm.

”Orada mı? Yanında mı yoksa?” diye sordu adam merakla.

”Evet aşkım, hala burada, yanımda, yatağımızda…” diye cevap verdim. Karşıda bir sessizlik oldu, sonra

”Ama…. Ama biz sadece ilk ve son gece için anlaşmıştık onunla…” dedi bana… Siksin diye arkadaşını gönderdiği, hediye ettiği karısına.

Uzandım, boşta kalan elimle Sinan’ın kalkmış sikini avuçladım.

”Evet, biliyorum sevgilim” diye yanıtladım kocamı. Sonra biraz da şımarıkça gülümseyerek, “Ama düşünsene… Adamcağızı hemen göndermek çok ayıp olmaz mıydı sence? Ben de öyle düşündüm. Sinan’la anlaştım. İzin boyunca yanımda kalacak, beni doyuracak… Ben de onu…” dedim. Kocam yine bir süre sustu,

”Şimdi yanında öyle mi?”

”Evet, dedim ya, şu anda yatakta, yanımda… “ Bu arada siki sertleşen Sinan eğilmiş meme uçlarımı emiyordu acıta acıta… “Ahh… Yapma Sinaann…” diye çığlık kopardım.

“Ne oldu aşkım? Neden bağırdın?” dedi merakla… Kocama söyledim arkadaşının ne yaptığını…

“Şu arkadaşına bir şey söyle kocacığım. Memelerimi emerken ısırdı, canımı yaktı yaa…” dedim. Hoparlörü açtım.

Cemil’in iç çekmesi telefondan açıkça duyuluyordu. Onu tanıyorsam iç çekmekle kalmıyor, otuzbir de çekiyordu mutlaka… Sinan memelerimi emmeyi bırakıp telefona seslendi,

“Cemil, karın anlattığın kadar varmış kanka… Volkan gibi yanıyormuş karın… Kaç gündür sikiyorum, hala ateşini söndüremedim ateşli karının… Çok güzel sevişiyor, iliklerimi kurutuyor.”

“Dedim sana arkadaşım, harikadır benim karım… Sikmelere doyamam ben onu… Oh, güzel karım benim… Seksi karım… Ne yapıyorsun şu anda? Memelerini mi yalıyorsun? Çok sever, çok tahrik olur karım meme uçları yalanınca…” Araya ben girdim,

”Ohhh… Ama çok güzel yalıyor aşkım… Yalamadık yerimi bırakmadı. Çok güzel sikiyor… Sinan oraya geldiğinde, sana anlatacak çok şeyi olacak. Ve ayrıca yakında sana bir kaç resim de göndereceğim” dedim.

”Ne tür resimler?” diye sordu kocam. Aslında göndereceklerimin kendisinin hoşlanacağı ve istediği türden fotoğraflar olduğunu çok iyi biliyordu.

”Hımmmm, bir tanesi bana hediye gönderdiğin çoraplar giyinmiş olarak, bir tanesi de… Çok özel bir fotoğraf olacak” diye yanıtladım.

”Çok özel mi?” diye merakla sordu.

”Bu gece geç vakit görürsün, mail adresine göndereceğim” dedim kocama.

Bu defa konuşmadan önce uzun bir sessizlik oldu;

”Merakla bekliyorum. Şey, madem ikiniz de ordasınız… Kanka, hadi karımı bağırta bağırta sik, ben de dinleyeyim sizi n’olur… Karımın sikilirken çıkardığı zevk inlemelerini duyayım telefonda…”

“Tamam arkadaşım. Emrin olur. Orospu Gül’e, yarak delisi karına söyle, domalsın hemen… İkiniz birden yarrağımı kaldırdınız konuşa konuşa… Ceza olarak karın kalkmış yarrağımı indirsin şimdi, sen de oradan dinle… “

Kocamın söylemesine bırakmadan hemen kalkıp domaldım yatağın üzerinde… Sinan da taş gibi olmuş sikini ıslanmış amıma geçiriverdi. Öyle azmıştık ki… Telefonda bizi dinleyen kocama naklen sikiş yayını yaptık. Kalçalarımı tokatlaya tokatlaya dakikalarca sikti beni… Bizim zevk feryatlarımıza telefonda otuzbir çeken kocamın inlemeleri karıştı.

Telefon konuşmasından yarım saat kadar sonra, yatakta, bacaklarım iyice ayrık, sırt üstü vaziyette yatıyordum. Sinan’ın siki amımın üzerinde dinleniyor, spermleri ise benim yeni sikilmiş amımdan yavaşça aşağıya doğru sızıyordu. Telefon kapanmış, vızıltı yapıyordu. Düğmesine basıp kapatırken Sinan’a,

”Hadi aşkım” dedim. “Kocamın istediğini yapalım. Resimlerimi çek benim, bu halimle…”

Sinan uzanıp cep telefonumu aldı. Ayrık bacaklarımın arasına iyice yerleşti. Objektifini dudakları sikilmekten kızarmış amıma yaklaştırdı.

”Gülümse yavrum, çekiyorum” dedi.

Görünmemek için yüzüme kapadığım yastığın arkasından kıkırdarken, Sinan içinden döller sızan yeni sikilmiş amımın, uçları şehvetle kabarmış memelerimin, çırılçıplak bedenimin poz poz fotoğrafını çekiyordu.

Bu da bizden, benden kocama hediye olacaktı.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

 Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


maltepe escort ankara escort sakarya escort sakarya escort sivas escort adana escort adıyaman escort afyon escort denizli escort ankara escort antalya escort izmit escort beylikdüzü escort bodrum escort tekirdağ escort diyarbakır escort edirne escort aydın escort afyon escort bursa escort kocaeli escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort canlı bahis illegal bahis illegal bahis kaçak bahis canlı bahis illegal bahis sakarya escort bayan sakarya escort bayan sikiş izle hendek travesti